News
Haberler
News
Cuma
Ağustos 07
USD
485
EUR
573.17
RUB
6.58
ME-USD
0.02
Haber akışını gör

Eski Diyabakır Belediye Bşk ve tanınmış Kürt siyaset adamı Osman Baydemir birkaç gündür Ermenistan’da bulunuyor. NEWS.am muhabiri Osman Baydemir’le Ermenistan ziyareti, Ermeni-Kürt ilişkilerine dair konuştu (Fotoröportaj).

Sn. Baydemir, Sizin her zaman Ermenistan’a  gelmeyi, Tsitsernakaberd ve «Erivan Radyosu»nu ziyaret etmeyi arzuladığınız bilinmekte. Arzularınız artık gerçekliğe dönüştü. Erivan, Ermenistan ve genel olarak Ermenilerden ne gibi intibalar edindiniz?

Çocukluğumdan beri hem ailemizde hem de çevremde Ermenilere yönelik Soykırım olduğunu duyduk. Dedelerimiz ve ninelerimizin Ermenilere yönelik Soykırıma ilişkin hikayeleriyle büyüdük. Aynı zamanda 1915 Soykırımı sonrasında Kemalistler aynısını Kürtlere yönelik olarak da devam ettirdiler. Ben şu anda ölümüme dek gerçekleştirmem gereken hayalimi gerçekleştiriyorum. Bunlardan biri  Soykırım Müzesinde olmak; hayatını kaybedenlerin acısını  hissetmek ve paylaşmak ve aynı zamanda Ermeni halkına mesajımı, kötü anlamda siyasi hüznümü nakletmektir. Ve tabii ki, Erivan Radyosu ziyaretim, zira Kürtlerin oksijensşz olduğu yani dilsiz oldukları o zaman, bu Radyo şarkılarıyla Kürtçeyi muhafaza etti, Kürtçeyle dilimizi korudu. Kürt kültürü içindeki Ezidi Kürtlerin desteği, katılımı çok büyüktü ve onları ziyaret arzum büyüktü. Bu sebeple kendim için duygusal bir dönem yaşıyorum, bunun için çok mutluyum. Çok şey anladım, çok çalışmamız gerektiğini anladım. Belki de birlikte çok çalışmalıyız.

Ermeni-Kürt ilişkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Türkiye yönetimi her zaman iki milletin ilişkilerine gerilim sokmayı arzu etti.

Üç yaşından bu yaşıma dek Türkiye yönetimi tarafından Kürtlere yönelik ″Siz Ermeni  çocuğusunuz″ meali hakaret sözlerini hatırlıyorum. Yani Türkiye iktidarları için, Kürt haklarını talep eden herkes, kötü anlamda Ermenidir. Devlet için Kürt ve Ermeni arasında fark yoktur. Tabii ki ilerde Ermeniler ve Kürtlerin ilişkilerinin gelişime ihtiyacı var. Bunun için hem Ermeni halkı hem de Kürt halkının tarihiyle yüzleşmeliyiz. 1915’te ve ondan sonra Ermeniler ve Kürtler birlikte aynı bölgede yaşamaktaydılar; Kürtlerin devleti, hatta millet olarak anılmaya hakları bile yoktu. Osmanlı devlet ideolojisi soykırımdı. O zaman Türkler, Ermenileri kırımdan geçirmek için Kürtlerden oluşan Hamidiye Alaylarını kurdular. Bugün köylerde, Kürtlerle mücadele etmeleri için silah dağıtıyorlar. Yani Soykırıma ilişkin konuşurken, Kürtlerin bunda rolü olup olmadığına ayrıntılı bakmalıyız.

İlk elde tarihle yüzleşmeli ve Ermeni Soykırımını tanımalıyız; ikincisi özür dilemek, üçüncüsü tazminat koşullarını netleştirmektir, dördüncüsü Batı Ermenistan’da yaşayan tüm Ermenilerin torunları, torun çocukları atalarının topraklarına geri dönmeliler. Kin ve nefret hislerinden kendimizi uzak tutmalıyız. Ancak Ermeni katliamcılarını ve Soykırımını asla unutmamalıyız; mücadelemizi önemsemeliyiz. Bunun için gelecek nesillere çözülmüş meseleleri miras bırakacağız. Ermenistan, Kürdistan, Türkiye, Irak, İran, Lübnan, İsrail Avrupa Birliği gibi bir yapı tesis etmeliler. Halklar arasında düşmanlığın hiçbir faydası yok; Soykırım düşüncelerini kınamak gerek. Ancak kırımcıların zihniyeti Yakın Doğu’da bu güne dek var. 1915 Soykırımcı zihniyeti orada hakim. Eğer 1915 Soykırım suçlularını yargılasalardı, cezalandırsalardı, 1925 yılında Diyarbakır’da kırım olmazdı, 1937-38 Dersim katliamı olmazdı, Almanya’da Yahudilere yönelik Soykırım olmazdı. Hakkaniyete ulaşmak için bunu kınamak gerekli. Ermeni ve Kürt sivil toplum kuruluşları arasında  işbirliğine ihtiyaç var, akademisyenler, bilim adamları, yurttaşların tüm kesimleri arasında buluşmalara ihtiyaç var. Geçmişi reddetmiyerek geleceği inşa edip işbirliğimize devam edelim. En büyük kilise olan Surp Giragos Kilisesini onardık, Ermenice öğretim kursları açtık, dünyanın farklı köşelerinde yaşayan Ermenilerle işbirliğinde bulunmalıyız.

!
Mevcut bu metin   Հայերեն and Русский
Print
Daha fazla haberler
Bütün
Fotoröportajlar