News
Haberler
News
Cumartesi
Ağustos 24
USD
475.99
EUR
526.4
RUB
7.25
ME-USD
0.14
Haber akışını gör


NEWS.am’in Osmanlı Türkiyesinde 1915-1923 yıllarında gerçekleştirilen Ermeni Soykırımının 

100. Yıldönüm arifesinde başlattığ yeni sayfa «Sağ kurtulanlar» adını taşımakta.

«Sağ kurtulanlar» çoculuklarını ve vatanlarını kaybeden sıradan insanların hikayelerini içermekte:

«Sağ kurtulanlar» tanınmayı, kendi acılarının tanınması umudunu kaybetmeyen, sayıları her geçen 

gün seyrekleşen insanlar topluluğdur.

Allons enfants de la Patrie,

Le jour de gloire est arrivé !

Contre nous de la tyrannie,

L'étendard sanglant est levé…

«Sağ kurtulanlar»dan biri 105 yaşındak Khosrof Frangyan’dır.

Khosrof dede Fransansız milli marşı «Marseillaise»i söylüyor, akıcı bir şekilde Arap motiflerine geçiyor 

ve Musa Dağlı Ermenilerin şarkısı üzerinde duraklıyor. Zorlu ve mahrumiyetlerle geçen hayatının 105 

yılına karşın hayat aşkını ve espri anlayışını koruyabilmeyi başarmış bir insan.

Khosrof Frangyan 1910 yılında Akdeniz kıyısında Musa Dağı çevresinde bulunan Kabusiye köyünde 

dünyaya geldi. Aristakes ve Sima Frangyan ailesinin onu dışında Hakob ve İskuhi isminde 2 çocuğu daha 

vardı. İskuhi 8 yaşında hastalanır ve ölür.

-1938 yılında Türkler geldiğinde bir ineğimiz vardı ve ‘vergi vereceksiniz’ dediler. ′′Ben sizin gibiyim′′ dedi. Ben ′′Türk, Türk kalır; Ermeni de Ermeni′′ dedim. Bugün ‘evet’ der, yarın hayır’.  Paramız yoktu; anam babam çalışıyordu, tarlamızı ekiyorlardı, buradan besleniyorduk. ′′İneği götürüyoruz′′ dediler. ′′Götürün ne yapalım...′′ diye anatıyor Khosrof dede.

 

1939 yılında Dağ etrafındaki 7 köy sakini,bir gün geri dönecekleri umuduyla kapılarını kitleyip, sahile 

indiler.

-Ne geri dönmesi...gitti..... Fransızlar bizim o köyü teslim ettiler, oradan da gemiyle gerekli yere naklettiler...., -diye hatırlıyor dede.

Suriye’ye ulaşırlar ve Kessab yakınlarındaki Ras al-Basit’te karaya çıkarlar. Bir süre çadırlarda kalırlar. 

Daha sonra Musa Dağlılara, 1939 yılında bugünkü Ayncar’ın kurulacağı arazi tahsis edilir.

-Ailemi Ayncar’a bıraktım ve Beyrut’a gittim. Farklı işlerde çalışıyordum. Tabak çanak yıkıyor, 

inşaatlarda işçilik yapıyordum. Oradan Şam’a gittim; bir İngili’in yanında çalışıyordum.

O zaman Khosrof artık nişanlanmıştır ve düğüne ilişkin düşünmektedir. Müstakbel gelin Nektar, onu 

Ayncar’da beklemektedir. Eve gitmek ve evlenmek için bir gün izin ister. 

-9 Mayıs 1945’te evlendik. 3 gün tüm kentte davul zurna sesleri duyuluyordu. Nasıl keyfini 

çıkarıyorduk.... eee, hepsi geçip gitti- buruk bir şekilde hatırlamakta Khosrof dede.

Nasıl tanıştınız?

-Komşumuzdu. Çoktandır üzerinde gözüm vardı –diyor biraz utanarak Khosrof dede ve ekler-
evlendiğimizde o kadar zayıftı ki, 40 kg....bir deri bir kemik. Benimle evlendiği gibi, iyice 

şişmanladı, ıhı, böyle oldu -elleriyle daire çizerek der gülerek.

1946 yılında genç ailenin kızı Soyna dünyaya gelir. Bir yıl sonra Sovyet Ermenistan’ına göç etmeye karar 

verirler.

1947 yılında Frangyanlar artık Etchmiatsin’de yaşamaktadırlar. Burada oğulları Boris dünyaya gelir. İki 

yıl sonra Khosrof’u ′′Taşnaklıkla itham edip′′ Sibirya’ya sürgün ederler.

-Bir kağıt verdiler, ′′Taşnak olduğuna dair imzalayacaksın′′ dediler. Fakat hiçbir zaman Taşnak 

olmamıştım. ′′Sana imzala diyorlar!′′. Mecburen imzaladım. Yukarlarda böyle karar verdilerse 

artık birşey yapamazsın. 

Khosrof ve Nektar’ı Altay bölgesi Troitsk kentine yollarlar. Hemen traktör şoförü olmayı teklif ederler.

-‘Rusça bilmiyorum’ dedim. Onlar da ‘köyde erkek yok, gider öğrenirsin’ dediler. Ben de gittim. 

Defterime yabancı Rusça kelimeleri yazıyordum. İmtihan verecektik, yanıtlamaya ilk ben gittim. 

Rusçayı kötü konuşuyordum, ancak işten iyi anlıyordum. ‘Aferin Khosrof’ dediler ve diplomayı 

verdiler.

Sibirya’da ailenin iki çocuğu daha dünyaya gelir: Khaçatur ve Varduhi. Khaçatur bugün dina adamı ve 

Hollanda’da yaşamakta. İlk oğluna babasının onuruna Khosrof adını verir. 2000’li yıllarda dedeleri onlara 

misafir gider.

-Dede Hollanda’yı beğendin mi? Orada ne yapıyorlar? Yoksa memlekette daha mı iyi?

-Değilll! Dil bilmiyorum, bişey bilmiyorum. Orada ne yapayım? Evde daha iyi.

Frangyanlar 1956 yılında Etchmiatsin’e geri dönerler. Khosrof, Konserve Fabrikasında, depo şefi olarak 

işe başlar.

-Aklından o kadar karmaşık hesaplar yapıyor ki. Gaz memuru kız, hesap makinasıyla hesaplayana kadar, kendisi hazır rakamları söylüyor-diye anlatıyor kızı Varduhi ve aile albümünü gösteriyor.

‘Yakışıklıymışsın dede’-diyorum ben.

-Haa-diyor gururla belini doğrultup.

-Baba, itiraf et, kaç sevgilin oldu?- kurnazca gülümseyerek soruyor Varduhi.

-Oooo, haddi hesabı yok- diyor raconu elden bırakmayan dede. Ancak eşiyle bir masa etrafında 

oturmuş haldeki fotoğrafı eline aldığında, yüzüne bir hüzün çöküyor.

 

Nektar, 1995 yılında evliliklerinin altın yıldönümünün arifesinde hayata veda eder.

-50 yıl yan yana yaşadık. Birlikte ev diktik. Bana hakiki bir dayanaktı.

Khosrof dede 20 yıl önce beyin felci geçirir. Bedeninin sağ tarafı hemen tamamıyla felç durumda. Her 

halukarda, aktif yaşamaya devem etmekte, radyo dinlemekte, müzikle ilgilenmekte.

-Dede, kendini nasıl hissediyorsun?

-İyi yavrucuğum. Şikayetim yok. Sana da benim kadar hayat diliyorum. Ancak zihnin açık şekilde. Bunak yaşlılar kime lazım ki?!- diyor göz ederek.

Khosrof dede mesut. Acılarla, tabii ki sevinçlerle de dolu uzun ve zorlu bir hayat yaşamış. Hayatını tek 

karartan şey, atalarını vicdansızca vatanlarından mahrum edenlerin bu acıyı paylaşmamaları.

Ani Afyan
Photo: Arsen Sarkisian

!
Mevcut bu metin   Հայերեն, English and Русский
Print
Daha fazla haberler
Bütün