News
Haber akışını gör

NEWS.am Fransa Millet Meclisi üyesi Valérie Boyer’le istisnai bir röportaj gerçekleştirdi.

24 Nisan’da Ermenistan’ı ziyaret edip, Ermeni Soykırımının 100. Yılı etkinliklerine katılacak 

mısınız?

24 Nisan’la ilgili öngörülen etkinliklerle alakalı olarak Ermenistan ve Dağlık Karabağ’ı zaten birkaç kez 

ziyaret ettim. Bu yıl, Ermenistan’da hazır bulunma ricasına karşın Marsilya’da kalmaya karar verdim. 

Marsilya senatörü ve Belediye Bşk. Jean-Claude Gaudin 2015 yılını Ermenistan’a armağan etti. Bu 

bağlamda tüm yıl esnasında Ermenistan ve Ermenilere ilişkin birçok kültürel etkinlik gerçekleştirilecek. 

24 Nisan 1915’te Marsilya Belediyesi yanısıra komşu bölge yönetimleri Ermenistan bayraklarının 

renkleriyle donanacaklar. Daha sonra kültür ve anma etkinlikleri gerçekleştirilecek; sonuç olarak Ermeni 

Soykırımının 100. Yıldönümü günü Marsilya’da, onlara destek ve sadakatimi göstermek için Fransa 

Ermenileriyle beraber kalmayı arzu ettim.

Konferanslar, sergileri... hesaba katmazsak Fransa Ermenileri «Gök Mavisi Haç Asamblesi»yle ortaklaşa 

ben kendim 24 Nisan 1915’e armağan edilen anıt etrafına 100 ağaç ekme büyük projesine teşebbüs ettim. 

Ermeni kültürü ve hatırasına yönelik borç anılacaktır.

Fransa Ermeni Soykırımını tanıdı. Sizce bir sonraki adım ne olmalı?

Tanımanın ilk adım olduğu kanaatindeyim. Ben bugün Fransa’nın Ermeni Soykırımının inkarını 

cezalandırmasını bekliyorum. Millet Meclisi ve Senato tarafından 2012’te sunduğum yasa tasarısının 

kabulü sonrasında bu yasanın müeyyidelendirilmesi anlamında önemli. 1915 Yılı Soykırımının, 

Fransa tarafından, Holokost’tan sonra tanınan ikinci soykırım olduğunu hatırlayalım. Bu metin 

Anayasanın önceliği konusu gündeme getirilmeksizin 2001 yılında onaylandı, ancak bu inkar için ceza 

öngörmemekteydi.

2001’den sonra bu tanımayı ceza mekanizmasıyla (Fransız hukuku deklerasyonla yetinmemekte) 

tamamlamak gerekli.

Bu bağlamda artık ifade özgürlüğüyle ilgili olmayan yeni yasa tasarısı üzerinde çalıştım. Bu önemli 

adım olur ve artık ölen ve tek suçları Ermeni-Hıristiyan olmak olan yüzbinlerce insan, kadın ve çocuğun 

hatırasına halel getirmeye izin vermez.

Geçtiğimiz yıl özellikle Ermeni Soykırımı olmak üzere 20. yy. başında işlenen soykırım ve insanlığa 

karşı suçların inkarını yasaklayan bir yasa tasarısı sundunuz. Yasa tasarısı bu güne dek kabul 

edilmedi. Kanaatinizce Fransa Parlamentosu yasa tasarısını bu yıl Ermeni Soykırımının 100. Yılı 

kabul eder mi?

Aralarında Ermeni soykırımının inkarıyla mücadele alanında toplumun hakkı da olmak üzere ırkçılık ve 

Fransa yasalarınca kabul edilmiş soykırımları temel alarak, 2011 yılında yasa tasarısını zaten önermiştim. 

Tasarı Millet Meclisi ve Senatodaki tüm gruplarca 23 Ocak 2012’de kabul edildi. Ne yazık ki, Anayasa 

Komisyonu, tasarıyı inkarın ifade özgürlüğünün bir parçası olduğu gerekçesiyle iptal etti; bununla inkarın 

cezalandırılması denemesine son verdi.

Buna karşın, tüm soykırımlar ve insanlığa karşı işlenmiş suçların inkarı sorunu, özellikle Irak 

Hıristiyanları, Ezidilere yönelik takibatlar bağlamında Doğu’da güncel bir sorun olarak kalmaya devam 

etmektedir. Bunlar Ban Ki-Moon tarafından insanlığa karşı işlenmiş suçlar olarak nitelendirilmiştir.

İnkara yeni bir nitelendirme kazandırılması için yasanın kabulü zorunluluğu barizdir. Sonuç olarak 

alternatif ve yenilikçi versiyonun hazırlanması için aralarında Bernard Juanno ve Sévag Torossian da 

olmak üzere önde gelen ceza hukuku uzmanlarıyla gayretle çalıştım; bu ortakçalışmanın sonucudur. 

Bunun için ben inkarın ifade özgürlüğünün olağan istismarı olarak kabul edilmemesi aksine insanlığa 

karşı işlenmiş bir suç olarak kabul edilmesini öneriyorum.

Bunun iki avantajı var: Anayasa Konseyinin yarattığı hukuki çıkmazdan kurtulmak ve mevzuatımızca 

kabul edilmiş tüm soykırım kurbanlarının anısını korumak.

Öyle ki çalışma arkadaşlarım milletvekillerine zenginleştirilmiş hukuk mekanizması sunan apolitik yasa 

tasarısının altını imzalamalarını öneriyorum, bunun temelinde parti mülahazalarından bağımsız toplumsal 

menfaat bulunmaktadır.

Fransız mevzuatı tarafından kabul edilen tüm soykırımları savunduğundan bu metin evrenseldir ve insan 

haklarına yönelik saygıyı ifade etmektedir. Bu tasarı insan onuruna ilişkindir. Bu yasa Ekim 2014’ten 

itibaren Millet Meclisi portalından erişilebilir durumdadır ve önümüzdeki zamanlarda görüşüleceği 

umudunu taşımaktayım; zira bu sadece yüreğime değil, aynı zamanda özellikle sadakatimiz ve haklarımız 

açısından da önemlidir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde kısa süre önce Doğu Perinçe-İsviçre’ye karşı davası 

oturumu gerçekleşti. Perinçek kendi düşünce özgürlüğü hakkının çiğnendiği hususunda İsviçre’yi 

suçlamakta. Geçmiş suçların tekrarının önlenmesinin ne zaman öncelikli kabul edildiğine ilişkin, 

bununla söz özgürlüğünün de ihlal edilmediği- sınır sizce nerededir?

Burada söz konusu olan izin verme veya vermeme değildir. Söz özgürlüğü yanısıra onun sınırlamaları 

da kabul edilmelidir. Yasa aynı zamanda sınırlamalar da getirmektedir. Özgürlük hukuk dışı olamaz ve 

hükümet, gerekli olması durumunda ulusal temsil organına, söz özgürlüğüne sınır ve çerçeve konmasına 

izin vererek sorumluluk üstlenmelidir. Bu özgürlük kati değil görecelidir. İlke ve kurbanların anısına 

saygı duymalıdır.

Sorun şu ki, şu anda söz özgürlüğü izin verilebilir sınırlarının seçimi kitle iletişim araçları etkisi 

zemininde gerçekleştirilmektedir. Ne yazık ki benzeri demagojik yaklaşım içindeki yargıç tamamıyla 

masum değildir. Böylece, Strasbourg yargıçları Ermeni Soykırımının inkarının hiçbir sonucu olmadığı 

sonucuna ulaştılar, bu ise kurbanları ve nesillerinin tahkir edilebileceği anlamına gelmektedir. Ancak 

tekrar söyliyeyim: Soykırımın inkarı için ceza belirleyen ne Hükümet ve ne de François Hollande’ın 

yerinden bile hareket emediklerini söyliyim. Hiçbir kelime sarf etmediler.

Şu soru oluşmakta: Kamuoyu görüşüne ilişkin neyin izin verilebilir, neyin izin verilemez olduğuna 

ilişkin kim karar veriyor ve tanımlıyor. Bu siyaset adamının doğrudan menfaati midir? Halihazırdaki 

Hükümet iletişim tüketicisidir ve Twit’ler tehdit edici sınıra ulaşmadığı veya yurttaşların tepkisi bunu 

sınırlamadığından takipsizliğini gösterme yönünde herhangi bir sınırı yoktur.

Bu şahsiyetler ve kanaatlerin oldukça eksik olduğu bekleyiş idaresidir ve bu sadece bugünkü Fransa’nın 

içinde bulunduğu dezoryantasyonu ifade etmektedir.

Gelibolu Savaşı 100. Yılının 24 Nisan’da kutlanmasına ilişkin Türk inisiyatifine ilişkin ne 

düşünüyorsunuz?

Türk Hükümetinin neye karar verip vermeyeceği konusunda görüş beyan etmesi gerekenin ben oldumu 

sanmıyorum. Müdahaleye karşı olduğumu söyledim. Buna karşın devlet yalanını ve Türkiye’nin zor 

duruma düştüğünü görmemek için kör olmak gerekir. 100 yıl sonra devlet işlediği suçların inkarını o 

derece sürdürüyor ki, 100. Yıl etkinliklerini örtbas etmek için yalan bir tarih uyduruyor. O muharebenin 

tarihi bildiğim kadarıyla 25 Nisan’dır.

Bu sefil bir inisiyatiftir. Ancak Türkiye’de gerçekleşen olayları yoruma karşılık borcumuzu ödemek 

ve 2001 yasasının devamını temin ve inkarının cezalandırılmasına ulaşmak için gelin Fransa’da 

taraftar toplayalım. Nisan 2014’te sunduğum yasa tasarısının 2015’te görüşülmesi ve Millet Meclisi ve 

Senato’dan geçmesi için bana yardım edin.

Türklerin tehditleri ve Fransa’da politik ve hukuki gerekçelerle oluşan sürüncemeler sebebiyle ricat 

etmeyiz.

Hazırlayan: Anna Ghazaryan

!
Mevcut bu metin   Հայերեն, English and Русский
Print
Daha fazla haberler
Bütün
Fotoröportajlar
Partner news