News
Haberler
News
Cuma
Ağustos 23
USD
475.91
EUR
527.4
RUB
7.25
ME-USD
0.13
Haber akışını gör

NEWS.am’in Osmanlı Türkiyesinde 1915-1923 yıllarında gerçekleştirilen Ermeni Soykırımının 100. Yıldönüm arifesinde «Sağ kurtulanlar» dizisine devam etmekte.

«Sağ kurtulanlar» çoculuklarını ve vatanlarını kaybeden sıradan insanların hikayelerini içermekte.

 «Sağ kurtulanlar» 100 yıllık telafi beklentisinin 100 yıllık acı ve belleğidir.

«Sağ kurtulanlar» tanınmayı, kendi acılarının tanınması umudunu kaybetmeyen, sayıları her geçen gün seyrekleşen insanlar topluluğudur.

«Sağ kurtulanlar»dan biri: MARGARİTA MKHİTARYAN

Kadının porselen elleri masaya yığıldı. Mavi damarlar ince ağıyla kaplanmış ince elleri, olanlara kayıtsız, bu vaziyette masa üzerinde kaldı (Fotoröportaj).

Masayı topladılar ve bir zamanların kırmızı benkleriyle solmuş örtü zamanında etrafında gürültülü temaşalar yapıldığını hatırlatmaktaydı. 2 Ocak’ta 100. Yaş gününü kutlayan Margarita Mkhitaryan’ın yanında şimdi sadece kızı Anahit bulunmakta.

-Bu evi elleriyle inşa etti-anlatıyor ve ekliyor- 1950’de Türkiye’den göç ettiktemçok yıllar sonra, annem kaynatasıyla beraber bu evi inşa etti.

Her halukarda bu ailenin hikayesine Kars’ın kalabalık sokaklarında arkasına bile bakmadan koşan Targül adındaki genç bir Ermeni kızın hikayesiyle başlamak doğru olurdu. Eşi ve ebeveynleri Türk askerlerle çatışmalar esnasında gaddarca öldürülmüştü; eşi ise 3 yaşındaki oğlu Adibek’i göğsüne bastırarak baba evine doğru koşuyordu, orada korku ve şaşkınlık içindeki 7 küçük erkek kardeşleri onu beklemekteydiler.

-Çok geçmeden evleri üzerine saldırdılar, yağmaladılar ve kül yığınına çevirdiler-diyerek annesinin hikayesine devam etmekte Anahit.

Targül yanan evin alevinden sadece oğlunu ve küçük kardeşi İgit’i kurtarmayı başarır. Diğer kardeşleri kadının gözleri önünde diri-diri yandılar. O günden itibaren, mavi gökyüzünün eteklerini yalayan alevin kolları ve umutsuz yardım çığlıkları kadını yaşlılığına kadar takip edecekti....

-Daha sonra nereye gitti

-Targül ninem çocukları yüzüne onların oğlan olduklar Türkler tarafından anlaşılmasın diye is sürdü ve Araks’ın öte yakasına kaçtı.

Yolda Kars’ta herşeyin sakinleştiğiyönünde söylentiler dolaşıyordu ve Targül çocuklarıyla beraber baba kentine geri döndü. Orada çocuklarıyla beraber yalnız kalmış olan dul bir erkek olan Nerses Nersisyan’la karşılaşır. Nerses’in 3 oğlu vardır: Yeghişe, Avag ve Artaşes.

Huzurlu zamanlarda insanları svgi birleştirirken, huzursuz zamanlarda bahtszlık birleştirmektedir. Targül ve Nerses evlenirler. 1915 yılında yaşadıkları ziyetleri teselli edercesine ilk kızları zayıf ve nazik Margarita doğar.

O zaman, Türkiye’de Ermeniler üzerine eşkiya saldırılarının sıklaştığı haberi ulaşır. Aynı zamanda toplu yağma ve katliamlar başlar. Karar vermek gerekmektedir. 1915 yılında Nersisyanlar evlerini terk ederler ve yayan muğlak geleceğe doğru yola düşerler...

1918’de diğer birçok muhacir gibi Etchmiatsin’de durup, bir çadır içine yerleştiler ve bir süre sonra ikinci kızları Seyran doğdu.

-Bundan çok geçmeden, dedem ağır hastalıktan ölür, ninemse çocuklarla beraber Tghit’e taşınır. Çok güçlü ve çalışkan bir kadındı. Onu, Köy Sovyeti başkanı seçmeleri de şaşılası bir durum değildi.

1930’lu yıllarda genç Margarita, Artaşes Mkhitaryan’la evlenir. 1950’de daha en başta da belirttiğimiz gibi kaynatasıyla, bugün dek yaşadığı  bu evi inşa eder.

1952 yılında ninem öldü- diye hatırlıyor Anahit. Onun ifadesiyle Targül bu dünyadan huzurlu ve rahat ayrıldı. Sanki ölmüş değil sadece acı ve yaşadığı günlerin kederini kendiyle beraber mezar ötesine götürerek sadece uyumuştu.

Bu esnada sessizce oturan Margarit Mkhitaryan, el hareketiyle kızına yatmak istediğini ima etti. Anahit annesinin kemikli omuzunu yün şalla örttü ve sedire yerleşmesine yardım etti.

-Anneniz her zaman böyle sessiz mi?

Daha önce harika dans ediyordu ve büyük bir zevkle halk şarkıları söylüyordu. Şimdi herşey moraline bağlı. Ancak son zamanlarda sık sık sessizleşmekte, bazen sadece akrabalarını hatırlamakta.

-Mkhitaryanların kaç çocuğu oldu?

-Sekiz, biz 3 erkek ve 5 kız kardeşiz. Varazdat, Spartak ve Rima artık bizimle beraber değiller...

-Kars’taki evinize ne oldu? Bu konuda bişey biliyor musunuz?

-O zaman orada Kürtler yaşıyordu. Belki de şimdiye kadar yaşıyorlar-diye anlattı Anahit, hüzün ve olanları artık kabul edercesine-.

Mutfak penceresinden, zirvesi bulutlar içindeki yüce Ararat gözükmekte. Bir dağ ki, dünyadaki her Ermeni için Anayurdu sembolize etmekte ve hikayede anılması da rastlantı değil.

1986 yılında Ermeni ve Türk gazetelerinde, Hamlet Nersisyan isminde birinin 4 Ağustos’ta babası ve oğluyla beraber Los Angeles’tan Türkiye’ye geldiği ve Türk resmi çevrelerini geçiştirerek Ararat Dağına çıktığını yazarak, büyük bir gürültü çıkardılar.

Biliyor musunuz kimdi? Hamlet, Yeghişe’nin torunuydu-dedi Anahit ve devam etti- O her zaman, ne pahasına olursa olsun, ötesinde dedesinin evinin kaldığı Dağa çıkacağını iddia ediyordu.

Ani Afyan

Fotoğraflar: Arsen Sarkisyan/NEWS.am

«Sağ kurtulanlar» dizisinin daha önceki makaleleri

Khosrof Frangyan: 100 yıl pişmanlık beklentisiyle

Arevaluys Amalyan: 100 yıl pişmanlık beklentisiyle

!
Mevcut bu metin   Հայերեն, English and Русский
Print
Daha fazla haberler
Bütün