News
Haberler
News
Salı
Ağustos 20
USD
475.91
EUR
528.16
RUB
7.12
ME-USD
0.15
Haber akışını gör

 «Sağ kurtulanlar» tanınmayı, kendi acılarının tanınması umudunu kaybetmeyen, sayıları her geçen gün seyrekleşen insanlar topluluğudur.

«Sağ kurtulanlar»dan biri: AHARON MANUKYAN (Fotoröportaj)

Aharon dede annesini hatırlarken gözlerini kapıyor. Yılların sisi hafızasından çok şeyi silmekle beraber, eski anılar hala yaşamakta ve yaşlı yüreğini hüzünlendirmekte.

-Babam annesini sınırsız seviyordu-yüzünde cesaret ve gizlediği sıkıntıların izlerini taşıyan genç kadının sararmış resmini göstererek- diye anlatıyor kızı Ruzanna.

20 Mart 1914’te Manukyan ailesinde 3. çocuk doğdu, adını Aharon koydular.

1915’te Manukyan  ailesinin atası Haçik’i, Van Özsavunma Muharebeleri esnasında öldürürler. Sevgili kocasının ölümünü duyan Mariam, çarbucak çocukları toparlar ve bir daha eşiğinden girmesi nasip olmayacak aile ocağını terk eder.

-Annem beni ellerinde götürüyordu, Melikset ve Vahram’sa onun eteklerinden tutmuşlardı-diye anlatıyor Aharon dede.

Böyle, gece gündüz yorgunluk ve açlıkla mücadele ederek, geçmişi ve baba ocağının sıcaklığını uzaklarda geride bırakarak ölümün pençesinden kaçıyorlardı. Duraklayamazlardı, yollarda pusuya yatmış, katliamlardan kıl payı kurtulan Ermenileri bekleyen her adımdaki bir Türk askeri yetişebilirdi.

Ve 1915’te bir gün bitap ve yolunu şaşırmış halde Etchmiatsin’e ulaşırlar.

-Annem evden eve gidiyor, bizim için sadaka istiyordu-diye anlatıyor Aharon dede ve ruhunun derinliklerinde esen hisleri ihbar eden gözlerini gizler.

Odada rahatsız edici bir sessizlik hakim olur. İki-üç dakika sadece saatin tik-takları ve yaşlının hırıltılı nefesi bu sessizliği bozar. Kuşların cıvıltısı ve yoldan geçen araçların gürültüsü açık pencereden içeri dökülür.

NEWS.am’in Osmanlı Türkiyesinde 1915-1923 yıllarında gerçekleştirilen Ermeni Soykırımının 100. Yıldönüm arifesinde «Sağ kurtulanlar» dizisine devam etmekte.

«Sağ kurtulanlar» çoculuklarını ve vatanlarını kaybeden sıradan insanların hikayelerini içermekte.

 «Sağ kurtulanlar» 100 yıllık telafi beklentisinin 100 yıllık acı ve belleğidir.

-Sonra ne oldu?

-Mariam ninem çocuklarla beraber Leninakan’a gitti ve onlar Amerikalı bir çiftin kurduğu yetimhaneye teslim etti. Babam onlara Mr. Yaro ve Mrs. Limin diyordu. Onlar bir çocuklarını kaybetmiş, ve bu acı kaybı atlatmak için kendilerini yetimlerin terbiyesi işine adamışlardı- diyerek ailenin hikayesini sürdürür Ruzanna.

Onun anlattığına göre Aharon dede yetimhaneden sonra yastık altında gofret ve şekerleme saklamayı alışkanlı haline getirir.

1920-21 yıllarında Amerikalı çift ABD’ye geri dönmeye hazırlanırlar. O zaman Mariam çamaşırhanede iş bulmuştur ve çocukları yetimhaneden yanına alır. Bir gün Bn. Limin ona misafir gelir.

-O, hiçbir şeye ihtiyacı olmayacağı sözü vererek  babamı evlat edinmek istemektedir.

-Peki niçin onu?

-Babam onların ölmüş oğluna çok benziyordu ve kadın, çocuğuna yetiştiremediği sevgi ve ihtimamı ona vermeyi arzu ediyordu.

-Ancak ne Amerikalı kadının öğütleri ve de güvenli bir yaşam sözleri Maraim’ı Aharon’dan vaz geçmesi için ikna etmedi. O zaman Mrs. Limin, masaya altın takılarını bırakarak son bir çaba gösterir. Fakat ihtiyaç içinde yaşayan Mariam kararından dönmez.

Aharon 1945 yılında Van’a ilişkin hikayelerden cesaret alarak, Erivan Devlet Üniv. Tarih Fakültesine kabul edilir.

Daha sonra onu üniversitelerde öğretim üyeliğinde bulunmaya davet ederler, sonra Bilimler Akademisi Zooloji Enstitüsünde çalışma teklif edilir. Sanki hayat mecrasında ilerlemekte, en büyük güçlükler geride kalmış gözükmektedir.

1952 yılında Aharon, Hripsime Tadevosyan’la evlenir.

-Mariam ninem aynı yıl öldü. Babam, annesinin ölümünü kabul edemiyordu. Ondan kalan tek şey bu fotoğraftır-Ruzanna ah çeker.

Genç ailede doğan ilk kıza ninenin onuruna Mariam adı verilir. O’ndan sonra Lusine, Aram ve kendisi Ruzanna dünyaya gelir.

-Babam hiçbir zaman Van’a ilişkin yad etme fırsatını kaçırmaz. Balık yediğimiz her seferde «Siz  Van kefalini denemeliziniz» der. Biz onun hiçbir zaman o balığı yemediğini biliyoruz, ancak onun için vatana ilişkin bu hikayelerin ne kadar önemli olduğunu biliyoruz.

Aharon dede kapalı gözlerle sessiz oturmaktadır. Uyuyup uyumadığını bilmiyorum. Batmakta olan güneşin son ışıkları, çoktandır onarıma ihtiyaç duyan evin yorgun duvarlarında parlamaktalar. Hripsime nine, odanın bir köşesine konmuş solmuş koltukta, ellerini dizlerine koymuş halde oturmakta.

Yaşlı ebeveynlerinin tüm ihtimamı Ruzanna’nın omuzlarında.

-Yalnız çok zor. Bazen giydirmek, yıkamak, traş etmek büyük sorun-diye anlatıyor, bana kapıya doğru refakat eden Ruzanna.

Birkaç dakika sonra №31 dairenin kapısı kapanır ve öte yanda insanlık dışı gaddarlığa çarpmış, içindeki insani yüksek onur hissini korumayı başararak yaşayabilen bir miletin, bir hakayesi daha kalır.

Ani Afyan

!
Mevcut bu metin   Հայերեն, English and Русский
Print
Daha fazla haberler
Bütün
Fotoröportajlar