News
Haber akışını gör

NEWS.am’in Osmanlı Türkiyesinde 1915-1923 yıllarında gerçekleştirilen Ermeni Soykırımının 100.

Yıldönüm arifesinde «Sağ kurtulanlar» dizisine devam etmekte.

«Sağ kurtulanlar» çoculuklarını ve vatanlarını kaybeden sıradan insanların hikayelerini içermekte.

«Sağ kurtulanlar» 100 yıllık telafi beklentisinin 100 yıllık acı ve belleğidir.

«Sağ kurtulanlar» tanınmayı, kendi acılarının tanınması umudunu kaybetmeyen, sayıları her 

geçen gün seyrekleşen insanlar topluluğudur.

«Sağ kurtulanlar»dan biri 101 yaşındaki Nektar Alatuzyan’dır.

Etchmiatsin merkezinde Komitas Sokağı sessiz ve sakindi. Uzaktan sadece sokak köpeklerinin umursamaz havlamaları duyulmakta ve kırılan dalların sağır çatırtısı, anlaşıldığı kadarıyla birisi odun kırmakta (Fotoröportaj).

Bu yıl bahar daha kıştan gelmişti, ancak göründüğü kadarıyla, arta kalan soğuktan korunmak için odun gerekliydi.

No9 eve yaklaşırken odunun tam da burada kırıldığı anlaşıldı. Dış kapı yarı açıktı ve davetsiz misafir gibi avluya girdik. Gözlerimizin önüne açılan manzara, konuşma kabiliyetini neredeyse kayba zorlamaktaydı; küçü bedenli, kurumuş ve iki kat olmuş bir nine baltayı kaldırmış var gücüyle kütük üzerine indiriyordu. Bizi gördüğünde durdu, nefeslendi ve sanki hiçbir şey olmamış gibi işine devam etti.

-Eşikte durmayın! Eve geçin!-dedi, genç bir kadın dışarı çıkarak.

Birkaç dakika sonra, adının Geghetsik olduğunu, odun kıran yaşlı kadının 101 yaşındaki ninesi Nektar Alatusyan olduğunu öğrendik. 

-Ninemin zorlu ancak enteresan bir hayatı var- diye anlatmaya başladı masayı hazırlayarak Geghetik.

Baştan başlayayım.

Nektar Alatuzyan’ın kızlık soyadı Abdunuryan’dır. 1914 yılında Akdeniz kıyısında Musa Dağının eteğinde bulunan Hıdırbek köyünde doğdu. 1915 yazında Hıdırbek sakinleri çevredeki 6 köyle beraber eşyalarını toplama ve sürgüne hazırlanma direktifi aldılar. Ermenilerin bir kısmı Türk yönetim çevrelerinin emrine riayet etti, diğer bir kısmı ise, hayvanları ve gerekli kap kacağı beraberine alarak dağa çıktı ve özsavunma işini tertipledi. Bunlar arasında Abdunuryan ailesinden Tovmas, yürekli eşi Ovsanna ve bir yaşındaki Nektar da vardı.

Çok geçmeden Türkler dağa saldırdılar. Ninemin anlattıklarına göre, ellerinden geldiğince kendilerini savundular.

Kadınlar tırmıklarla silahlanmış, erkekleri ve kardeşlereriyle dirsek dirseğe vererek sonuna kadar mücadele ettiler- diye anlatıyor Geghetsik.

Musa Dağı savunması 53 gün sürdü. Ermeniler kahramanca direniyordu ancak kuvvetler eşit değildi.

-Zaman zaman onların yüreklerini umutsuzluk bağlamaktaydı, ancak Allah’ın kendileri tarafında olduğuna ve sahile yakın geçen gemilerden birinin yardıma geleceğine inanmaya devam etmekteydiler.

Bu gemi Fransız «Gishen» oldu. Musa Dağı savunmacıları gemiyle Mısır’ın Port Said limanına taşındılar, burada I. Dünya Savaşı sonuna dek kaldılar.

1919 yılında Hatay yöresi Fransız mandası altına girince, Ermeniler köylerine geri döndüler.

-Köylerine dönen Ermeniler, Türklerin kendi evlerini işgal etmiş olduklarını gördüler. Tovmas dede o zaman en sadık 12 silah arkadaşıyla beraber Türkleri Hıdıbek köyünü terk etmek durmunda bıraktı, buna ilişkin anlatan hatıra silahı ise evinin duvarına astı-diye anlatmakta Geghetsik.

Bir gün Abdunuryan’ların evine zaptiyeler gelir.

-Tovmas dedeyi cinayetle suçalamaktaydılar ve bu sebeple eve aramaya geldiler.

Avluda zaptiyeleri gören genç Nektar, duvarda asılı silahları halı içine sarmalar ve çocuklarla beraber üzerine oturur. Zaptiyeler aramadan elleri boş evden uzaklaşırlar. Ancak Nektar’ın kurnazca buluşu babasını hapsolmaktan kurtarmaz.

1920’li yıllarda Tovmas Abdunuryan’ı ne eksik ne fazla 101 yıla hapsederler, haydut bunun sadee 13 yılını cezaevinde geçirir. Babası mapushanede olduğu zamanlar, Nektar ona yiyecek götürüyor ve köydeki gelişmelerden haberdar ediyordu.

Nektar 1938 yılında, Fransız Ordusunda subay olan Tigran Alatuzyan’la evlenir.

-Ninem, birçok talibi olduğunu, ancak babasının herkesden daha fazla Tigran’a rağbet ettiğini, zira onun ud çaldığını (telli bir müzik aleti-ed.) anlatmakta.

Kaba mizacına karşın Tovmas yumuşak yürekli bir insandı ve müziği oldukça takdir etmekteydi-diye anlatmakta Geghetsik.

1939 yılında Türkiye ve Fransa arasında imzalanan anlaşmayla bölge Türkiye’yle birleştirildi, Musa Dağlılar tekrar yurtlarını terk ettiler ve artık asla yurtlarına geri dönmediler.

-Bizimkiler önce Lübnan’da Anjar’a yerleştiler, daha sonra Beyrut’a taşındılar.

Beyrut’ta Tigran ve Nektar’ın ilk göz öğrısı Jozef, daha sonra ise Marine ve Yesai dünyaya geldiler. 1947 yılında, uzun uzun düşündükten sonra Doğu Ermenistan’a taşınmaya karar verdiler.

-Ninem bir süre ailesiyle Tsaghkadzor’da yaşamaktaydı, ancak daha sonra Etchmiatsin’e taşındı.

Ermenistan’da Nektar’ın ailesinde 2 çocuk daha doğdu: Jozefina ve Zarine.

Ovsanna Abdunuryan 1958 yılında öldü. 8 yıl sonra Tovmas da öldü. Geghetsik’in ifadesiyle, ölümü öncesinde haydut Tovmas pek üzgündü.

-Sık sık çocukluğunu ve yurttaki köyünü hatırlıyordu. Orada atalarının yanına gömülmek istiyordu.

Nektar ninenin bugün 12 torunu, 33 torun çocuğu ve 8 torununun torunu bulunmakta. Nektar onların hepsine Hıdırbek köyüne sevgiyle anlatmakta ve köklerini ve kendi halklarının tarihini asla unutmamalarıı tembihlemekte. 

Ani Afyan

Fotoğraflar: Arsen Sarkisyan/NEWS.am

«Sağ kurtulanlar » dizisinin öncek konuları

100 yıl pişmanlık beklentisiyle. Khosrof Frangyan  

100 yıl pişmanlık beklentisiyle: Arevaluys Amalyan 

100 yıl pişmanlık beklentisiyle: Margarita Mkhitaryan 

100 yıl pişmanlık beklentisiyle: Aharon Manukyan 

100 yıl pişmanlık beklentisiyle: Sute Koçaryan 

 

 

 

!
Mevcut bu metin   Հայերեն, English and Русский
Print
Daha fazla haberler
Bütün
Fotoröportajlar
Partner news