News
Haberler
News
Cumartesi
Aralık 04
Haber akışını gör

Ermenistan cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan’ın Diasporalı Ermeni gazetecilerle buluşmasında yaptığı konuşma:

«Öncelikle hepinizi bu bayram vesilesiyle kutlamak istiyorum. Bugün ‘Ermeni Basını Günü’ ve bayramın Sünik eyaletinde yapılan etkinliklere denk gelmesinden ötürü mutluyum.

Sevgili yurttaşlar,

Artsakh (Karabağ) ve burada Sünik’te gördüğünüz yurt tabiatının mucizevi köşeler, tarihi benzersiz anıtların sizde tesir bırakacağına ve yaşadığınız ülkelerde yeni şevkle ve ilhamla çalışacağınıza eminim. Ancak işinizden bağımsız olarak, biz her zaman Diasporalı kardeş ve kızkardeşlerimizi yurtta görmekten mutluyuz. Biz ‘misafir etmek’ demiyorum, çünkü burada misafir değilsiniz. Yurda, anayurda hoş geldiniz.

‘XXI. yy’da enformasyon güvenliği ve Ermeni basını ’ başlıklı  V. Panarmenyan Basın Mensupları Forumu’nun Dağlık Karabağ Cumhuriyeti’nin başkenti’nde düzenlenmesini önemli bir girişim olarak kabul ediyorum ve hepinize bu harika fikri hayata geçirdiğiniz için teşekkür ediyorum.

Dünyadaki halihazırdaki tüm süreçlerde kitle iletişim araçlarının rolünün özellikle gazetecilik mesleğinin  çok önemsendiği bir sır değildir. 21. yy’da en güçlü silahlardan biri doğru ve opertif bilgidir, bunun amaca uygun yönlendirilmesi olayların gelişimi esnasında dönüşümsel olabilir. Bu açıdan ulusal tüm amaçlarımız doğrultusunda çalışmalarda hem Ermenice basını hem de gazetecilerimiz tarafından dünyanın önde gelen medya araçlarındaki neşriyatları oldukça önemsiyoruz. Ulusal temel sorunların çözümüne destek zorunluluğu, özellikle tüm dünyada Ermeni değerlerinin korunması işine katkı anlamında Ermeni medyasının rolü oldukça önemsenmektedir.

Dağlık Karabağ Cumhuriyeti’nin, ikinci Ermeni devletinin istikrara kavuşması, pekişmesi ve gelişmesi yanısıra uluslararası tanınması işinde gazetecilerin misyonuna değer biçilemez. Savaş cephesinde kazanılan zaferi, diplomasi alanında da pekiştirmek  gerektiği unutulmamalı. Anti-propagandaya karşı koyma ve temel sorunları uluslararası topluma sunma işinde Ermenistan ve Diaspora basını yanısıra yabancı basındaki Ermeni muhabirlerin yazılarının rolü de kuşkusuz ikame edilemez. Stepanakert’te organize edilen forum, Artsakh’ı derinden inceleme, onu içerden tanıma, Artakh’ın temel sorunlarına ve bugünkü Artsakh’ın sorunlarını anlamak için mükemmel bir fırsattı. Bütün bunlara ilişkin daha birçok sayfalar yazacağınıza ve çok çok konular hazırlayacağınıza eminim.

Ermeni Soykırımının tanınması sürecinde de aynı şekilde bundan sonraki ilerlemeyi hızlandırmak sadece enformasyon alanında geniş ölçekli destek koşullarında olasıdır. Lobi çalışmalarının verimli düzenlenmesi Ermeni Davasının adil çözümüne esaslı katkıda bulunabilir.

Diaspora’da faaliyet gösteren haber araçlarının; Ermeni değerlerinin korunmasında, Ermeni ulusal kültürünün muhafazasında ve yayılması işinde kaydedici katkısi olduğu barizdir. Ermeni ortak haber ağı oluşturulması ve karşımıza çıkan problemlerin çözülmesi ve krizlerle mücadele işinde daha yapacağımız birçok işler var. Bu günler esnasında bu konulara ilişkin kapsamlı tartışmalar yaptığınıza ve kararlar aldığınıza eminim.

Saygıdeğer gazeteciler,

Siz büyük ve kadirşinas iş yapmaktasınız. Ben yurtdışında Ermeni basınının basım ve yayım işinin büyük özverilerde bulunma  yanısıra toplumsal yaşamın örgütleyicilerinden biri, tertipleyicilerinden biri, mucizevi anadilin muhafazası ve yayılmasıyla uğraşılması, Ermeni kimlik ve ruhunun korunması, kendi profiline sahip olunması, ulusal kök, Ermeni gibi düşünme ve en nihayetinde Ermeni halkının ve onun farklı kesimlerinin manevi, tarihi-kültürel mirasının koruyucusu olma, ulusal değer ve geleneklerin  yeniden üretimi  ve gelişimini teşvik edenlere dönüşme anlamına geldiğini çok iyi anlıyorum.

Biz sizin zorluklarınızı, he gün karşınıza çıkan sorunları çok iyi tasavvur edebiliyoruz. Bunlar ilk elde Diasporadaki yerleşim ocaklarının karşı karşıya bulunduğu sorunlardan kaynaklanmakta, ancak ortak çalışmayla, Ermenistan Hükümetiyle daha yakın çalışmayla çözümlenebilecek problemler de var.

Biz dünyanın farklı köşelerinde aralarında yabancı dille yayımlanan Ermen medya araçları da dahil olmak üzere belli aralıklarla yeni Ermeni haber araçlarını görmekten ilham kazanıyoruz. Bu gerçekten iyi bir eğilim. Biz uluslararası haber alanında hem nicel hem de nitel olarak büyük anlamda kökleşme sorununa sahibiz. Yalan ve sahte, kara PR yayan komşumuzun petro-dolarlarına biz tüm dünyaya yayılmış insani potansiyelimizle karşı koyacağız ve yeneceğiz, çünkü yalan ve tahrifatlarla ilerlemek mümkün değil.

Bizim Artsakh’ın kader tayininin uluslararası tanınmasının alternatifi olmadığına kendimizi ikna etmeye ihtiyacımız yok. Yabancılarsa gerçek ve objektif bilgiye ihtiyaçları var. Artsakh veya Ermenistan Cumhuriyeti gerçeğini allayıp pullamaya ihtiyacımız yok, ancak biz herşeyi karalama yönündeki tutkuyu da önleyebilmeliyiz. Ne allayıp pullama ne karalama; kısacası gerçekliği daha aktif gösterme, işte sorun bu ve bunu beraber çözmeliyiz.

Evet! Azerbaycan’da Ermeni karşıtı faşizmin yoğunlaştığı bariz, bu planlı şekilde ve en yüksek düzeyde gerçekleştirilmekte. Burada münferit başıbozuklar veya aşırı milliyetçilikle muzdarip hastalardan söz etmiyoruz, bunları görmezden gelebiliriz; burada ‘halihazırdaki Ermenistan’ın tarihi Azerbaycan toprakları üzerine kurulduğu’nu iddia eden resmi ideolojiden bahsediyoruz. Yani Sadece Artsakh değil, aynı zamanda Erivan, Sevan, Az. Etchmiatsin ‘tarihi Azerbaycan toprakları’dır. İşte bu mantık ve kontekstte, Artsakh sözde ‘tarihi Azerbaycan toprakları’ arasında zuhur etmekte. Son kez bu konu hakkında dün Azerbaycan devlet başkanının ağzından ‘duyduk’.

Niçin bu aşırı milliyetçi tutum şimdi gösterilmekte? Azerbaycan uluslararasu toplum ve eşbaşkanı [Minsk Grubu] ülkeler devlet başkanlarının aleni olarak Artsakh halkının kader tayini hakkını tanımalarına şaşırıp hiddetleniyorlar. Dahası Artsakh halkının Dağlık Karabağ’ın siyasi statüsüne ilişkin özgür irade beyanı ve bunun sonucunun  herkes için bağlayıcı hukuki güce sahip olması gerekir. Azerbaycan’ın umutsuz asabiyet nöbetleri işte bundan kaynaklanmakta. Onlar kendi haklarını benzeri kararlara hayata geşirmek için hazırlamış değiller. Nutuklardan anlaşıldığı kadarıyla hala da hazırlanmıyorlar.

Herkes için Artsakh sorununun, barışçı müzakereler yoluyla çözülmesi gerektiği barizdir. Bugün tüm dünya askeri yolu istisna etmekte, sadece Azerbaycan (kendi sözlerine göre) ‘sorunun askeri yolla çözümünü reddetmemekte’. Acaba bu sadece iç siyasi amaçlı bir propaganda mı? Belki.  Bunu dahili kullananlar bundan ne kazanmaktalar, yani Azerbaycan halkı veya yabancı yatırımcılar.

Azerbaycan’da akademik sosyal bilimler militarist beyanatların jeneratörüne dönüşmüştür. Hatta bilimin nerde bitip şarlatanlığın nerede başladığına karar vermek zordur.

Artsakh durumunda, bazı coğrafi isimlerin Ermenice değil Azerice olduğu (hiç olmazsa Türkçe veya Farsça deseler) ‘kanıtı’ ortaya getirilmekte. Yerleşim birimi 200-300 sene önce nasıl olur da Azerice isim taşıyabilirdi?

İşte böylesi ‘bilimsel kanıtlarla’ bir bütün nesil eğitilmekte; bunlar yarın ‘tarihi Azerbaycan topraklarını kahramanca kurtaracaklar’. Ve bu nesle, alanın Artsakh Ermeni isminin İsa’nın doğumundan önce 8. yy’da zikr edildiği ve Erivan’ı kuran kral Argishti I’in oğlu Sarduri II tarafından şehadet edildiği, İ.Ö. 1. yy’da yabancı coğrafyacılarca bilindiği, örneğin Strabon, Emenistan Artsakh eyaletinin süvari alayının en büyüğü olduğunu, 5. yy.’dan itibaren şu anki Stepanakert’in yerinde Vararak Ermeni yerleşim birimi olduğunu, adının saf Ermeniceden geldiğini ve ‘çağlayan çeşme’ anlamına geldiği ve bölge sakinlerinin binlerce yıl boyunca tek bir etnik unsurdan oluştukları, orada sadece Ermenilerin yaşadıkları, hatta bunu 18. yy.Türk resmi kaynaklarının da teyid ettiğini bilmelerine izin vermeyeceklerdir. Sadece 18. yy’ın ikinci yarısında belirsiz miktarda Türk-müslüman konar-göçer boylar burada yaşamaya başladılar. Bunların sayısı geçen yüzyılın başlarında genel nüfusun anca %5’ne ulaştı.

Bu nesle binlerce tarihi eserde, Artsakh toprağı ve onun yiğit isanlarından bahsedildiği, Azerbaycan kelimesinin olmadığına, çünkü olamıyacağını  duymalarına izin vermeyeceklerdir. Bu kelime herhangi bir yerde topu topu bir asır evvel görülmeye başlamıştır. Tekrar ediyorum, bir asır evvel!

Dahasını söyleyeyim: Azerbaycan cumhurbaşkanı konuşmalarından birinde, Stepanakert adının, kendi ifadesiyle sadece ‘eşkıya’ Stepan Şahumyan’ın adı yüzünden olduğunu belirtmekte. Tırnak içinde Azerbaycan topraklarını kurtarmaya hazırlanan nesil bir gün mutlaka dönüp şu soruyu soracaktır: Acaba Moskova’nın en iyi üniversitelerinden birinin öğrencisi,  aynı zamanda Azerbaycan lideri Heydar Aliyev’in coşkulu alkışlar altında söylediği ‘Stepan Georgii Şahumyan’ın yüksek şahsiyeti Azerbaycan’ın tüm  emekçi nesilleri için ilham kaynağıdır’, ‘Ve bugün biz gurur ve sevgiyle (Azerbaycan’ın o zamanki lideri Azerbaycan halkı adına konuşuyor) Stepan Şahumyan’ın da Azerbaycan halkının evladı olduğunu söylüyoruz’ düşüncelerinden haberdar olmayacak mıydı? Heydar Aliyev böyle konuşuyordu.

Marazi hayal gücü Artsakh’ın Hristiyan kiliseleri Aramas, Gandzasar’ın Azerbaycanlılara ait olduğunu ilâna kadar ulaşmıştır. Dahası Dünyada Hristiyanlığı ilk kabul edenler onlardır. Türkiye’de yeni sloganlarını söylüyorlar: ‘Tek millet, iki devlet’, yani Türkler ve Azerbaycanlılar bir milletler ancak iki devlette yaşıyorlar. Beş dakika sonra kendilerinin Türk olmadıklarını, daha doğrusu Türk olmadıklarını, daha önceden Aghvan olduklarını, bize ulaşmayan kitaplar yazdıklarını, çünkü Ermenilerin bütün o eserleri yaktıklarını; Aghvan olduklarını ve Hristiyanlık mimarisinin başyapıtlarını inşa ettiklerini, bunların hepsinin Ermeniler tarafından iç edildiğini, sonra dillerini değiştirdiklerini Türk olduklarını söyleyeceklerdir. Sonra dünyanın ilk Hıristiyan-Aghvan-Azerileri inançlarını değiştirdiler ve dünyanın en mümin müslümanlarına dönüştüler. Paralel olarak da, İrani dil kullanan Medlerin nesilleri olduklarını ve tarihi İran Atrpatakanı’nın resmi sahipleri olduklarını tezini geliştirmekteler.

Dil değiştirmek, millet ve din değiştirmek, coğrafya ve tarih değiştirmek onların işi, ancak Ermeni karşıtı faşizm yansımaları artık bizim işimiz.

Azerbaycan savaşı kendisi başlattı, kendisi yenildi, (Dağlık Karabağ ordusu komutanlarından da olmak üzere) kendisi ateşkes istedi. Sonra kendisi savaşın ağır sonuçlarına ilişkin ağlayıp figan etmeye başladı. Sanki savaşın sonuçları hoş olacaktı. Bütün bunlardan sonra kendisi ‘mağrur’ bir tavırla koşullar dikte etmeye başladı. Sanki dünyada yenilen işgalcilerin koşullar dikte ettiği bir örnek varmış gibi?

Azerbaycanlılar tabii ki durumu kurtarmak için Ermenilerin başka bir ülkenin yardımıyla savaşta zafer kazandıkları kuru gürültüsünü çıkarıyorlar. Açık, başka nasıl az sayıdaki Ermenilerden yıkıcı bir yenilgi aldıkları gerçeğini açıklayabileceklerdi ki? Ancak açık, bu sözkonusu olanın hangi ülke olduğunu beyan edecek cesarete de sahip değiller. Söyleyin öyleyse! Söyleyin ki, yalan söylediğinizi kanıtlarla ortaya koyalım.

Şimdi de Ermenistan’ın kendi kaynakları olmadığına, varlığını sürdüremiyeceğine ve geleceği olmadığına karar verdiler. Böylesi efsanelerle kendilerini besliyorlar, sonra da birçok soruna ilişkin olarak dünyanın farklı görüşlerinin olduğu ortaya çıkınca aptallaşıyorlar.

En sonunda sizinle, son zamanlarda uzmalar tarafından gerçekleştirilen  bir araştırma konusunu paylaşmak isterim. Genetikçiler ve dilbilimcilerden oluşan, aralarında hiç Ermeni olmayan büyük bir bilim insanları grubu, komplike ve daimi bir araştırma gerçekleştiriyor. Son sonuçlara göre Ermeni dilinin en az 8 bin yıllık tarihi bulunmakta. Bu millet olarak en azından 8 bin yıldır var olduğumuzu göstermektedir. Bu esnada çokları bize karşı, aralarında daha büyük toprak, daha büyük baş hesabına ve daha çok paraya sahip olma durumundan hareket ederek  büyük lâflar etti. Evet! Bizi zayıflatma konusunda onlar başarılı oldular, ancak onların salt çoğunluğu artık yok, tarih sahnesini terk etti, ancak biz yolumuza rahat ve emin bir şekilde devam ediyoruz, çünkü en azından önümüzdeki 8 bin yılda yapacak işlerimiz var.

Teşekkürler ve anayurda hoş geldiniz».

!
Mevcut bu metin   Հայերեն, English and Русский
Print
Daha fazla haberler
Bütün